Yazar ve çok yönlü sanatçı Mesut Uçatenik 1952 yılında İstanbul’da doğdu. 1972 yılından bu yana sigortacılık yaptı. Liseyi Pertev Nihal’de, sonrasında Marmara Üniversitesi İktisat Fakültesi Kamu Yönetimini bitirdi.
Pek çok insan gibi şiirlerine lise yıllarında başladı. Daha sonra tiyatro, dizgi ve resim çalışmalarında bulundu. Farklı sanat dallarında uğraşmak hobileri arasındadır. Uçatenik’in olmazsa olmazları arasında müzik ön plandadır. Yaklaşık on beş yıl koro çalışmalarında bulunmuş, koro şefliğine kadar ilerlemiştir.
Yağlıboya resimlerinden oluşan ilk kişisel sergisini açmış olup ayrıca kara kalem çalışmaları mevcuttur. Bir dönem İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi Psikoloji Ana Bilim Dalı sanatla psikoterapi gönüllüsü olarak da çalışmalarda bulunan Uçatenik, halen değişik sanat dallarında çalışmalarına devam ediyor.
Mesut Uçatenik’in kaleme aldığı “Mah-Pus Sisli Ay” ve “Hayatın Işıltısı” adında iki kitabı bulunuyor.
Mah-Pus Sisli Ay: Demir kapıların ve soğuk duvarların ardındaki renkleri görebil

ir misiniz? Mutlu Hoca, cezaevindeki resim atölyesinde, eline fırçayı alan kadınların trajik hikâyelerine tanıklık ediyor. Kimi aşkın kurbanı, kimi şiddetin gölgesinde kalmış, kimi ise bir anlık öfkenin bedelini ödüyor.
Gerçek hayat hikâyelerinden kurgulanan Mah-Pus Sisli Ay ile okuru yargılamay
a değil, anlamaya davet ediyor. Betonun ortasında yeşermeye çalışan “Uçurum Çiçekleri”nin bu hikâyesi, pişmanlığı ihaneti ve en karanlık gecede bile sönmeyen umutları anlatıyor. Önyargılarınızı kapıda bırakıp içeri girmeye hazır mısınız?
Hayatın Işıltısı: “Bir insan heyecanını yitirmişse, artık onun hayatı bir hiçtir.”
Evet, böyleydi söz. Tastamam işte böyle söylemişti dedem.. Dedemi sonra anlatacağım size. Zira benim dedem öyle bildiğimiz annelerimizin babası dedelerden değil. Aradan yıllar geçti. Ama işte insan ilk duyduğunda kulağa sıradanmış gibi gelen bu söz, günlerdir kafamın içinde dönüp duruyor. “Bir insan heyecanını yitirmişse, artık onun hayatı bir hiçtir.”
Niye çıktım bu yolculuğa?
Sanıyorum, yıllar öncesine giderek, şu rüyalar kadar güzel geçmişimizin izlerini sürmek için.. Tabi ya başka ne olabilir? Sınıf arkadaşım Suat sanırım benim gibi, hatta her insan gibi, yaşlandıkça hayatını geriye doğru yaşamaya başladığı için eski arkadaşlarımızı bir araya getirmek üzere böyle bir yemek tertip etti. Doğrusu bana da cazip geldi bu buluşma. Kim bilir, yarın o yemekte kimler olacak? Kim bilir, kimler ne kadar değişti? Sevgi kesin gelecektir. Onu düşününce, geçmişte kalan çılgınlıklarımı hatırlıyorum. Çılgınca bir aşktı bizimkisi.. Herkesin dilindeydik.

