Bu yazı 1.005 kez okundu.

Osman Hamdi Bey, 19. yüzyılın sonlarında yaşamış, Türk resim sanatının öncülerinden kabul edilen önemli bir ressamdır. Aynı zamanda arkeolog, müzeci ve entelektüel bir kişilik olarak da bilinir. 

Osman Hamdi Bey’in en ünlü eseri ‘Kaplumbağa Terbiyecisi’ adlı tablosudur. Bu tablo, Osmanlı İmparatorluğu’nun dönüşüm sürecini ve çağdaşlaşma çabalarını simgelemektedir.

Ressam kişiliğinin yanı sıra Arkeolog, müzeci ve Kadıköy’ün ilk belediye başkanıdır. Sakız Adası’ndan ufak yaşta evlatlık olarak gelen Rum asıllı Osmanlı sadrazamlarından İbrahim Ethem Paşa’nın oğlu,  İstanbul Milletvekili, belediye başkanı, kimyager ve felsefeci Halil Ethem Bey ve Nümizmat İsmail Galip Bey’in ağabeyidir.

İlk Türk arkeoloğu kabul edilir. Bağdat’ta ilk arkeolojik çalışmalarını yaptıktan sonra asıl gerekli yasanın çıkarılmasını sağlayarak ve tüm arkeolojik çalışmaların kontrolünü üstlenerek modern arkeoloji biliminin Osmanlı’da temellendirilmesini sağladı. En önemli arkeolojik kazısı 1887-1888’de gerçekleştirildiği Sayda Kral Mezarlığı kazılarıdır. Bu kazılar sırasında dünyaca ünlü İskender Lahdi’ni bulmuştur.

Osman Hamdi Bey  İstanbul Arkeoloji Müzesi’nin 29 yıl müdürlük görevinde bulunmuş, müzeyi dünyanın sayılı müzeleri arasına sokmuştur.  Günümüzde Mimar Sinan Üniversitesi adıyla sürdüren Sanayi-i Nefise Mekteb-i Alisi’nin kurucusudur. İlk Türk ressamlarından biridir. Türk resminde figürlü kompozisyon kullanan ilk ressam olarak tarihe geçmiştir.  Kaplumbağa Terbiyecisi en ünlü eseridir.

2025 yılında Londra’da düzenlenen bir açık arttırmada Kahve Hazırlamak adlı tablosu 1 milyon 16 bin Sterline alıcı bulmuştur.

Osman Bey’in çok yönlü yetişmesinde öncelikle ailesi rol oynamıştır. Babası Sadrazam İbrahim Ethem Paşa gibi kendisi de öğrenimini Avrupa’da görme fırsatı bulmuştur.

Daha 16 yaşındayken yaptığı kara kalem resimlerle çevresinin dikkatini çekti. Babası ile birlikte gittiği Viyana’da, müze ve sergilerle ilgilendi.

Babası onu birkaç yıl sonra hukuk öğrenimi için Paris’e gönderdi. Paris’te kaldığı 12 yıl boyunca hukuk öğrenimini sürdürürken o dönemin ünlü ressamlarından olan Jean-Léon Gérôme ve Boulanger‘in atölyelerinde çıraklık yaparak iyi bir resim eğitimi aldı. Onun Paris’te bulunduğu dönemde Osmanlı Devleti resim öğrenimi için Şeker Ahmet Paşa ve Süleyman Seyyid’i Paris’e göndermişti. Bu üç kişi, Türk resim sanatının ilk kuşağını oluşturdu.

Osman Hamdi Bey, 1867 Paris Dünya Sergisi’ne bugün nerede oldukları bilinmeyen Çingenelerin Molası, Pusuda Zeybek ve Zeybeğin Ölümü adlı üç yapıtını gönderdi. Paris’te tanışıp evlendiği Marie adlı eşi ile 10 yıl evli kaldı, Fatma ve Hayriye adlı iki kızları oldu.

Osman Hamdi Bey eserlerinde dönem sanatçılarından farklı bir yol izlemiş ve geçmişte vakit geçirdiği batı sanatçılarının etkisinde kalarak oryantalist bakış açısına sahip olmuştur. Avrupalı sanatçılar gibi İslam mimarisi, çiniler, halılar ve kostümlerden yararlanmış ve bu öğeleri son derece detaylı ve gerçekçi bir şekilde resmetmeyi başarmıştır.

Sanatçı, 24 Şubat 1910 tarihinde İstanbul Kuruçeşme‘deki yalısında hayatını kaybetti. Ayasofya’da kılınan cenaze namazının ardından müzenin bulunduğu Çinili Köşk’e getirilen cenazesi, vasiyeti üzerine Eski Hisar’a götürülerek defnedildi. Mezarının başına Bakanlar Kurulu kararıyla iki isimsiz Selçuklu taşı kondu.