Bu yazı 2.075 kez okundu.

Cezbedici figürleri ve birbirinden alımlı figürleriyle izleyenlere seyir zevki yaşatan Tango..

Latin danslarının başında gelen Tango dansı hangi ülkeye ait, hangi kültür içinde gelişti? Bu günlere gelişi..

Tango, bir kadın ve bir erkeğin uyum içindeki hareketlerinden meydana gelen, partner ile yapılabilecek en güzel danslardan biri.. Tangonun hikâyesi ilk olarak müziğinin 1865 ile 1880 yılları arasında tanınmasıyla başlayıp, sonraki yıllarda giderek bir gelenek haline geliyor. Tango dansı içinde hırçınlığı, romantizmi, aşkı ve melankoliyi barındırmasıyla kalp kırıklıklarının beden ile sahneye yansıtıldığı bir dans türü..

Uruguay kökenli müzik ve dans türü olan Tango, en çok merak edilen danslardan biri. Her zaman tutku dolu, çekici ve cazibeli dansların başında gelen bu dans, özellikle estetiği ile seyredenleri büyülü dünyalara götürür. Tango dansı dünyayı etkisi altına alan bir dans türü olsa da kelime anlamının

dilbiliminde kesin bir kökeni bulunmuyor. Tango kelimesinin Afrika’nın tamtamları tarafından çıkarılan “tan-go” ya da Latince anlamı dokunmak olan “tangere” kelimesinden türediği varsayılmakta..

Tango cazibesi ve estetiğiyle en güzel danslardan biri olsa da ortaya çıkışı işçi sınıfının göç eden kesimine dayanmakta.

Bu dansın tarihçesi uzun bir geçmişe dayanıyorr. 1800’lü yıllarda Fransa’dan, İtalya’dan, Macaristan’dan, İspanya’dan ve Portekiz’den; Güney Amerika’ya göç eden umutlarla dolu işçiler, Güney Amerika’da aradığını bulamamış, ekonomik ve sosyal sorunlar zamanla büyük hayal kırıklıklarına dönüşmüş, kendi kültürlerini, yaşadıkları hayal kırıklıklarını ve geleceğe karşı içlerinde olan umudu harmanlayarak Tango müziğini dünyaya kazandırmışlar.

Günümüzde dans şovlarının olmazsa olmazları içinde Tango dansı aslen Buenos Aires’te alt sınıf olarak yaşamını sürdüren, fakir ve hiçbir temel hakkı gözetilmeyen işçi sınıfına mensup insanlar tarafından ortaya çıkarıldı. 1865 ve 1880 yılları arasında ortaya çıkan Tango müziği, dolayısıyla bu insanların yaşamlarındaki hırçınlık, asilik, küstahlık gibi keskin duyguları ve ailelerini, sevdiklerini arkada bırakarak yeni bir hayat yaşamak zorunda olan göçmenlerin kalp kırıklıkları ve yıkılan hayallerin belirgin bir melankolisini barındırıyor.

Tango müziği genellikle işçi sınıfına mensup erkeklerin Güney Amerika’ya gidişi sonucu erkek nüfusunu artırması ve erkek- kadın oranında büyük farkların ortaya çıkmasın neden olmuştur. Bu durum beraberinde hayat kadınlarına olan ilginin artması ile sonuçlanmış, kapılarda uzun kuyruklar yaratan erkeklerin eğlenmesi için Tango müziği geliştirilmiş. Bu sırada genelevler orta ve üst sınıfların da uğrak mekânı olduğundan Tango müziği her kesime yayılmaya başlamış.

Arjantin Tangosunun gelişiminden sonra Tango giderek hâkim dans halini almıştır. 20. Yüzyılın başlarında gemiler aracılığıyla Avrupa’ya yayılan Tangonun Arjantin stili, Avrupa’da hoş karşılanmıyor. Avrupalılar Tangoyu modernleştirme çalışmalarına girişiminde bulunuyor ve Tangoyu sadeleştiriyorlar. Böylece Tangonun hikâyesi bir tür ile daha anılmaya başlıyor: Avrupa stili Tango…

Özellikle Paris halkının Tango dansına olan ilgisi ve Tangonun nasıl yapıldığını merak etmeleri üzerine dans giderek yayılarak sosyete kesiminin ilgisini çekiyor. Paris başta olmak üzere Londra, Berlin ve geri kalan ülkelerin başkentlerine de yayılarak;  1913 yılında New York ve Finlandiya da Tango fırtınasına katılıyor. İlk defa 1917 yılında Carlos Gardel, üzerine bir smokin geçirerek argo ve erotik sözlerden uzak bir şekilde Tango söylüyor. Bu durum üst tabaka adı verilen kesimin de Tangoyu sahiplendiğinin bir kanıtı olarak Tangonun tarihçesi içinde yerini alıyor.

İkinci dünya savaşı sırasında popülaritesinin zirvesini yaşayan Tango politik nedenlerin etkisiyle halk arasındaki etkisini kaybetse de Tangonun hikâyesi burada sonlanmıyor. 1983 yılında Arjantin’de askeri cunta ortadan kalkıncaya kadar dans salonları kapalı kalsa da Tango tüm ihtişamıyla geri dönerek güncelliğini tekrar kazanıyor.

Tangonun tarihçesi içinde Türkiye’nin ve Cumhuriyetin ilanı ile çeşitlenen müzik kültüründe de yer oluşturuyor. Sevilen bir dans olarak yerini alarak ve Necip Celal, Fehmi Ege ve Necdet Koyutürk gibi önemli besteciler tarafından bestelenerek giderek yaygın hale gelmiş. Türkiye’de de giderek artan Tango dansı ve müziğine olan ilginin yanında tüm dünyada Tango tüm hızıyla estetik bir şekilde sergilenmeye devam etmektedir.

M.Sabri Danabaş

Sanat Danışmanı