Bu yazı 1.072 kez okundu.

O 1800’li yılların bir ekolüydü.. Yaylı Tamburu icat eden müzik adamlarından.. 43 yıllık yaşamına sığdırmayı başardığı beste ve icraatlarıyla unutulmadı. Ve arkasından Mesut Cemil, Ercüment Batanay, Sadun Aksüt ve pek çok Yaylı Tambur ustasına öncü oldu.

Tamburi Cemil Bey 1873 yılında İstanbul’da dünyaya geldi. Yaylı Tambur, Klasik Kemençe, Alto Kemençe, Viyolonsel ve Lavta’nın yıldız isimlerindendir. Çok sayıda bestesi ve taş plak kayıtları vardır. Tamburî Cemil Bey ilk müzik bilgilerini ortaokul sıralarında ağabeyi Ahmet Bey’den almış müzik aleti çalmaya olan ilgisi keman ve kanunla başlamış. Daha sonrasında ismiyle bütünleşen Tambur sazı ile ustalık derecesine ulaştırmış.

Tamburi Ali Efendi’nin öğrencisidir. Ali Efendi Tamburi Cemil Bey’i dinledikten sonra “eline bir daha Tambur almayacağını” söylediği rivayet edilse de, ona eski tarz Tambur icrası konusunda eğitimler vermiştir. Müzik aleti çalmakta erişilemeyen bir mertebeye yükselen Cemil Bey aynı zamanda devrinin en iyi bestekârları arasında yerini almıştır. Bestelediği eserlerle Türk Müziği saz icrasına yepyeni ve modern bir tarz ve değişik yorumlar getirerek icracılığın mükemmelleşmesinde büyük rol sahibidir. Özellikle taş plaklara yaptığı taksim kayıtları makam, üslup ve tavır açılarından ders niteliği taşımaktadır.

29 Temmuz 1916 yılında İstanbul’da 43 yaşında hayata veda eden Cemil Bey sözlü eserlerin yanında birçok saz eseri bestelemiştir. Saz taksimlerinin yanında taş plaklara kaydedilmiş çok sayıda eseri bulunmaktadır.

Eserleri arasında; Şedd-i Araban Peşrevi, Ferahfeza Peşrevi, Muhayyer Peşrevi, Hicazkâr Peşrevi, Kürdili Hicazkâr Peşrevi, Isfahan Peşrevi, Neva Peşrevi, Bestenigâr Saz Semaisi, Suz-i Dilâra Saz Semaisi, Ferahfeza Saz Semaisi, Hüseyni Oyun Havası, Nihavent Sirto, Nikriz Sirto bulunuyor.